Başkan Barzani: Suriye'de sorunların barışçıl bir şekilde çözülmesi için Kürt tutumunu destekliyoruz

Başkan Barzani: Suriye'de sorunların barışçıl bir şekilde çözülmesi için Kürt tutumunu destekliyoruz

Welat TV – Erbil

Başkan Mesud Barzani, Suriye'deki gelişmelerle ilgili olarak, yönetim değişikliklerinin beklendiğini ancak dönüşüm hızının şaşırtıcı olduğunu belirtti. Ayrıca, yeni Suriye yönetiminin Kürtlere karşı olumlu mesajlar verdiğini ifade etti.

Başkan Barzani, 8 Mayıs 2025 Perşembe günü, Shams TV'ye verdiği röportajda, barış, Kürt birliği ve son gelişmeleri değerlendirdi.

Mesud Barzani, ayrıca Kürdistan halkının dayanıklılığını hatırlattı ve Orta Doğu'da barışçıl diyalog çağrısında bulunarak, önemli bölgesel ve uluslararası konulara değindi.

Kürt milli mücadelesini değerlendiren Başkan Barzani, soykırımdan kimyasal saldırılara ve acımasız Enfal harekatına kadar onlarca yıllık acıyı anımsattı. Başkan Barzani, bu adaletsizliklere rağmen, Kürdistan halkının iyimserliğini ve ulusal özlemlerine olan bağlılıklarını vurguladığını ifade etti.

"Kürtler, gelişmiş devletlerin çoğunun kuruluşundan önce, bu bölgede derin kökleri olan belirgin bir millet." diyen Mesud Barzani, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birinci Dünya Savaşı sonrası anlaşmalar, başlangıçta Sevr Antlaşması kapsamında Kürt özerkliği vaat etmiş ancak daha sonra Lozan Antlaşması kapsamında bu sözü tersine çevirmiş ve bir asırlık bölünme ve dışlanmaya yol açmıştır." 

Suriye'deki gelişmelerle ilgili Başkan Mesud Barzani, yönetim değişikliklerinin beklendiğini ancak dönüşüm hızının şaşırtıcı olduğunu belirterek, "Yeni Suriye yönetimi Kürtlere karşı olumlu mesajlar verdi, barış ve anlayışını ima etti." diye ekledi.

26 Nisan'da Kamışlo'da düzenlenen Kürt Birliği ve Ortak Tutum Konferansı'na işaret eden Mesud Barzani, "Barışçıl, kolektif diyalog yoluyla Şam ile etkileşim kurmak için birleşik bir Kürt tutumunu destekliyoruz." dedi.

Başkan Barzani, çatışma yerine diyaloğu savunarak ABD ile İran arasındaki görüşmelerin önemini vurguladı.

Mesud Barzani, "Gerginlikleri diyalog yoluyla çözmek savaştan çok daha iyidir. Görüşmelerin bölgedeki herkes için istikrarlı, güvenli bir geleceğe yol açmasını umuyoruz. Barış için verilen her kararı destekliyoruz." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran politikası sorusu üzerine Mesud Barzani, "Kürdistan Bölgesi olarak ABD ile İran arasındaki görüşmelerin, İran halkının ve tüm bölge halklarının çıkarına olacak ve bölge ve diğer halklara güvenlik ve istikrarın geri getirilmesine yol açacak iyi bir sonuca ulaşmasını temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki savaşa da değinen Mesud Barzani, şunları söyledi:

"Bu savaş insani bir felakettir. ABD, barışçıl bir çözüm getirebilir. Şiddeti sona erdirmeye yönelik her türlü adımı destekliyoruz."

*Başkan Barzani ile yapılan röportajın tam metni:

*Sayın Başkan, siz bütün hayatınızı halkınızın yararına çalışarak geçirdiniz. Babanızın, sizin üzerinizde çok büyük etkiye sahip olduğunu söylediniz. Bana babanızdan, ilk anılarınızdan ve sizi bugün olduğunuz kişi yapan etkenlerden bahseder misiniz? Hayatta başarılı olmanızı sağlayan şey nedir?

**Başkan Barzani: Babamın üzerimde etkisi çok büyük, ancak babam eski Sovyetler Birliği'ne gittiğinde ben altı aylıktım, döndüğünde ise on iki yaşındaydım. Yani o dönemde babamı görmedim ama onun halkı için oraya gittiğini biliyordum ve halkıma karşı sorumluluğum gereğini oradan öğrendim.

Aile tarihimize gelince, geçen yüzyılın başlarında amcam Şeyh Abdusselam'ın Kürt halkı için hak ve eşitlik talep etmesiyle başladı. Daha sonra 1914 yılında Osmanlılar tarafından idam edildi ve o günden bu yana ailemizin mücadelesi devam ediyor.

*İnsanın insana yaptığı zulmü gördünüz, kötülüğe tanık oldunuz, dehşet verici olaylara tanık oldunuz, ama bugün buraya geldiğimizde Kürdistan'ın çok güzel bir yer olduğunu, çok sayıda etkinliğin olduğunu görüyoruz. Bu zor zamanlarda, umut, doğruluk ve iyimserlik ekmeyi ve bugün var olanı inşa etmek için ilerlemeyi nasıl başardınız?

**Başkan Barzani: Elbette Kürdistan halkı tarihi mücadelesi boyunca büyük acılar yaşamış, büyük zorluklara katlanmış, birçok felakete maruz kalmıştır. Çok uzağa gitmeyelim, Enfal ve kimyasal bombalara maruz kaldılar, ancak burada önemli bir nokta var: Bu insanlar hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadılar, her zaman hedeflerine ulaşmayı umut ettiler, elbette tüm halkın direnişi sayesinde, bugüne ulaşmak uğruna birçok kişi canını feda ettiği için. Binlerce gencimizin kanının, halkımızın çektiği acıların ve mücadelenin eseri olan bu başarıyla gurur duyuyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu, kimsenin lütfu değil, şehitlerimizin fedakarlıklarının meyvesidir.

*Amerika'daki üniversitelerde ve diğer yerlerde dersleri tanımlamak için 101 sayısı kullanılıyor. Örneğin Girişimcilik 101 veya Siyaset 101 bu konulara giriş niteliğinde derslerdir. Peki Kürdistan'ı hâlâ öğrenen bir Amerikalı olarak... bana Kürdistan 101'ini anlatabilir misiniz... ne bilmem gerekiyor?

**Başkan Barzani: Biz bu coğrafyanın bir milletiyiz, kadim zamanlardan beri buradayız. Biz belki de birçok milletten daha önce bu bölgede var olmuşuzdur. Ancak Kürt halkı tarih boyunca, özellikle Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hangi tarafta yer almak istediği sorulmadan bölünerek zulme maruz kalmıştır. İlk önce Sevr Antlaşması'nda İtilaf Devletleri Kürt halkına kendi kaderini tayin hakkı tanıdı, ancak daha sonra Lozan Antlaşması'nda geri adım attılar. O bölünme bize acı bir gerçek bıraktı ve bu gerçeği değiştirmenin kolay olmadığını biliyoruz, ama bu Kürt halkının haklarından mahrum bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor. Büyük haksızlıklara uğradık, ama biz barışın savunucusuyuz ve bu acı gerçeği güçle değiştirmek istemiyoruz. Biz diyalogdan ve bizimle birlikte yaşayan halklarla demokratik, barışçıl bir biçimde onurlu bir yaşamdan yanayız, Kürdistan'ın her yerindeki halkın, bu devletler sınırları içinde de olsa, haklarından yararlanmasını istiyoruz, ancak bu haklardan sonsuza kadar mahrum bırakılmamalıyız.

*Suriye komşunuz ve yakın zamanda hükümetinde bir liderlik değişikliği yaşandı. Suriye'deki yeni lider hakkında neler söyleyebilirsiniz?

**Başkan Barzani: Elbette Suriye'de yaşanan değişim bekleniyordu ama bu kadar hızlı ve bu şekilde değil. Bu, bölgenin tarihinde büyük bir dönüşüm ve dönüm noktası oldu.

Yeni yönetimin geçmişini hepimiz biliyoruz ama iktidara geldikten sonra bize olumlu mesajlar verdiler. Şu ana kadar aramızda doğrudan bir temas olmasa da dolaylı bir iletişim var. Barışı sağlamak, çatışmayı önlemek ve Kürtlerle anlaşmaya varmak istiyorlar. Bu temelde oradaki Kürtlerle birlikte, onların yeni hükümetten talepleri konusunda ortak bir tutum ve vizyona sahip olmalarını sağlamaya çalıştık. Geçtiğimiz günlerde, bu ayın 26'sında Kamışlo'da bir konferans düzenlendi ve Kürtler, tutumlarını birleştirip Şam'a doğru yola çıkma konusunda anlaştılar. Sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için bunu destekliyoruz.

*İran'dan bahsedelim. İran sınırları içerisinde doğdunuz, ancak hayatınız boyunca onlarla ilişkilerinizde pek çok değişim ve dalgalanma oldu. Peki bu ilişki şimdi nerede?

**Başkan Barzani: Mahabad'da doğduğum doğrudur. Elbette İran bölgede önemli bir ülke ve bizim komşumuz. Hiçbir zaman bu konuda sorun yaşamak istemedik, ama mevcut ilişkinin karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde olması gerekiyor. Biz hiçbir zaman İran'la sorun yaşamak istemiyoruz, ancak aynı zamanda İran'ın veya herhangi bir başka ülkenin içişlerimize karışmasını da istemiyoruz.

Bazen ilişkilerimiz bazı sorunlarla karşılaşıyor, ama şu anda ilişkilerimiz normal ve iyi durumda. Biz İran ile diğer taraflar arasında herhangi bir çatışmanın tarafı olmak istemiyoruz. Daha önce de söylediğim gibi, tekrar vurguluyorum; hiçbir tarafın içişlerimize karışmasına izin vermeyeceğiz.

*Karşılıklı saygıdan bahsediyorsunuz ve ben ABD ile İran arasındaki ilişkinin zayıf olduğunu düşünüyorum. Şimdi Trump yönetiminin müzakerelere temkinli girdiğini görüyoruz. Çok dikkatliler. Her iki taraf da temkinli, aralarında güven olmadığı açık ama diyaloğa açıklar. Peki uzun bir aradan sonra ilk kez müzakerelere başlayacak olan ABD yönetimine tavsiyeleriniz neler?

**Başkan Barzani: Evet, temel ilke olarak, iki devlet veya herhangi iki taraf arasında bir çözüme ulaşmak için mümkün olduğunca diyaloğa bağlı kalmak, çözüm yolu olarak savaşa başvurmaktan çok daha iyidir, bu birincisi. İkincisi ise, bu diyaloğun tüm bölge halkları ve İran halkı için olumlu sonuçlar doğurmasını, bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasını, hiçbir anlaşmanın diğer halkların aleyhine yapılmamasını umuyoruz.

*Başkan Trump, herhangi bir anlaşmanın nükleer silahlardan arındırılmış bir İran'ı içermesi gerektiğini söyledi. ABD'nin bu talebi, kabul edilir mi?

**Başkan Barzani: Son dönemde duyduğumuz açıklamalar birbiriyle çelişiyor. Aslında nükleer konusu hakkında çok geniş bir bilgim yok. Nasıl ve ne şekilde? Ama en önemlisi, tekrar ediyorum, ister nükleer meseleyle ilgili ister başka herhangi bir konuyla ilgili olsun, sorunların çözüm yolu olarak diyaloğu destekliyoruz. Ancak, başka insanlar üzerinden herhangi bir anlaşmanın yapılmaması gerektiğinin altını çiziyoruz.

*Kürdistan-ABD ilişkilerinden bahsedelim. Sekiz-dokuz yıl önce verdiğiniz bir röportajda, gergin koşullar ve güncel olaylar nedeniyle ilişkinin niteliği konusunda kararsız kaldığınızı söylemiştiniz. Yaklaşık iki hafta önce Dışişleri Bakanı Rubio ile temasa geçtiniz ve geçen hafta da onun buradaki temsilcilerinden biriyle görüştünüz. ABD ile ilişkilerde şu anki durum nedir?

**Başkan Barzani: Adil olmalıyız. 20-30 sene önce Erbil'i görseydiniz, farklı olduğunu görürdünüz. 1991'de Amerika'nın müdahalesi olmasaydı, ülkemizi yeniden inşa etme ve özgürlüğün rüzgarını soluma fırsatına sahip olamayacaktık. Birincisi, güvenli bölgeyi müttefikleriyle kuran Amerika'dır. İkincisi, IŞİD'e karşı savaşta Amerikan desteği bir kez daha Peşmerge güçlerinin IŞİD efsanesini yıkmasında etkili oldu, elbette bu ilişkide de gelişmeler oldu. İlişkilerimiz iyi, daha da iyiye gideceğini umuyoruz.

*Hayatınız boyunca dünyanın dört bir yanından liderlerle tanışma fırsatı buldunuz, ancak hiçbiri Donald Trump gibi değil. Onun hakkındaki izleniminizin nasıl?

**Başkan Barzani: Trump'la görüşmedim. Maalesef kendisiyle tanışamadım ama çalışma tarzının kendisinden önceki başkanlarından farklı olduğu kesin. Kendisine başarılar diliyoruz, tıpkı Amerikan halkına olduğu gibi. Aslında bazı icraatlarını beğeniyorum, ama bu detaylara girmek istemiyorum. Ancak benim desteklediğim ve yerinde bulduğum bazı kararlar da oldu.

*ABD, Katar ve Mısır'la birlikte Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlanması ve barışın sağlanması amacıyla bir müzakere ekibi kurdu. Kapsamlı deneyiminize dayanarak, bu çabalara dahil olan ABD ekibine ve diğer ülkelere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

**Başkan Barzani: Amerika'nın yapabileceğini küresel düzeyde başka hiçbir taraf yapamaz. Çünkü bu savaşları ve trajik durumları, Amerika çözemiyorsa, başka hiçbir tarafın bölgeye barışçıl çözümler getirebileceğine inanmıyorum. Bu barışçıl çözüme giden bir adım olduğu için mutluyuz ve destekliyoruz.

*Soruyu sorma biçimimi değiştireceğim ve şöyle soracağım: Elbette bazı farklılıklar var ama Kürt halkı birçok zorlukla, baskıyla, sıkıntıyla karşı karşıya kalmış ve bunların üstesinden gelmeyi başarmıştır. Peki Gazze halkı Kürdistan'dan ve onun elde ettiği başarılardan neler öğrenebilir?

**Başkan Barzani: Kürdistan halkı, birlikte yaşama ve diğerlerini kabul etmeye dayalı zengin bir kültüre sahiptir. Tarih boyunca hiçbir milletle, din veya mezhepten dolayı din veya mezhep meselesi yüzünden bir sorunumuz olmamıştır. Bu, büyük sorunların üstesinden gelmemizde bize yardımcı olan bir etken oldu. Mesela yetmişli ve seksenli yıllarda Irak rejiminin Kürdistan halkına karşı yapmadığı hiçbir şey kalmamıştı. Enfal'de, o operasyonlarda, kimyasal bombalamalarda 180 bin insanımız kayboldu, Halepçe'de birkaç saniye içinde 5 bin insanımız şehit oldu, aralarında çocuklar ve kadınlar da vardı. Sadece Halepçe değil, Kürdistan'ın birçok bölgesi kimyasal bombalamaya maruz kaldı, ama Halepçe'de tek bir yerde kayıp çok büyüktü, bütün bunlardan önce de Kürt oldukları için Feylilerden 12 bin genç kaçırıldı, Barzan aşiretinden 8 bin kişi kaçırıldı. Kürdistan'ın her yerinden toplam 180 bin kişi kaybedildi. Kayıpların büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor.

1991 ayaklanmasında, Kuveyt Savaşı'nda Irak rejiminin yenilgiye uğramasının ardından Kürdistan halkı intikam yoluna başvurmadı. Tam tersine, bu suçları işleyen askerlerin tamamı serbest bırakıldı. Bu büyük bir iştir. Ben şahsen halkımızın bu kadar hoşgörülü ve sahip olduğu kültüre bu kadar bağlı olacağını beklemiyordum. Bazen savaşmaya mecbur bırakılırsın, dolayısıyla kendini savunmaya mecbur kalırsın. Savaş her şeyden kötüdür ama ondan daha kötü olanı teslimiyettir, zulme teslim olmaktır. Ancak savaş çıkarmaya başvurmak çok büyük bir hatadır. Biz hiçbir zaman savaş peşinde olmadık. Biz sadece savunduk, intikam almadık. İntikam yoluna başvurmadık. Halkımız her zaman hoşgörülü olmuştur ve Kürdistan'ın bu alandaki deneyiminden faydalanılabilir.

*Son sorumu, sizin başarınızdan ders çıkaracakları düşüncesiyle sordum. Gelin bu başarılardan biraz bahsedelim. Buradaki ekonomi çok müreffeh. Erbil'e baktığımda her yerde gelişme, her yerde hareketlilik görüyorum. Kendimi rahat ve aynı zamanda iyimser hissediyorum. Bütün bu acılardan sonra bu noktaya nasıl geldiniz? Ekonomik kalkınmada büyük bir başarı noktasına nasıl ulaştınız?

**Başkan Barzani: Her insan ülkesini sevmelidir ve halkımız ister özel sektörde ister bölgesel hükümette çalışsın, ülkelerini sevdiğini kanıtlamıştır. Hepsi de ülkeyi yeniden inşa etmek için çaba sarf ediyor. Bilginize, halkımız Mart 1991'de ayaklandığında, Kürdistan'da 4.500 köy rejim tarafından yıkılmış ve sakinleri zorla yerlerinden edilmişti. Bazen o köylere baktığımda, bu ülkeyi asla yeniden inşa edemeyeceğimizi düşünüyordum. Şimdi ben o bölgelere gittiğimde, oraların nasıl yeniden inşa edildiğini hayal bile edemiyorum.

Bu aslında halkın çabasıyla, dostlarımızın da yardımlarıyla gerçekleşti. Çok zengin bir ülkemiz var ama bu zenginlikten yararlanma fırsatımız olmadı. Mesela Irak, Kürdistan'ın petrolü olan Kerkük petrollerine bağımlıdır. Devlet kurulduğundan beri bu petrolün hiçbir hayrını görmedik. Bunu paraya dönüştürüp bombalar, uçaklar, tanklar satın alarak bizi vurdular. Şimdi, 2003'te rejimin düşmesinden sonra, tüm Irak için altın bir fırsat ortaya çıktı ve tüm gücümüzle Bağdat'a doğru yola çıktık ve bölgesel parlamentodan aldığımız bir kararla, elbette Amerika'nın, müttefiklerimizin ve dostlarımızın yardımıyla, 2005'te anayasa aşamasına gelene kadar yeni bir Irak kurmak için yola çıktık. Tam bir anayasa demiyorum, ancak o aşama için ve şimdiki zaman için de uygundu, eğer uyulsaydı. Maalesef uyulmadı.

Bugün gördüğünüz ilerleme engeller ve zorluklar olmadan gerçekleşmedi. Bağdat, 2014'ten bu yana bölgenin bütçesini kesti, petrol fiyatları düştü ve COVID-19 salgını ile IŞİD'e karşı yürütülen savaş, ilerlemenin durmasına veya engellenmesine yol açarak, daha önce olduğu gibi ilerlemesini engelledi. Oysa gerçekte bu, halkın kendi çabalarının sonucudur. Tüm bu zorluklara rağmen ülkenin yeniden inşası durmadı.

*Eğitimin sadece şehirlerde değil her yerde olması gerektiğinin önemini vurguladınız. Bunun nasıl hayata geçirildiğini ve sizin için neden öncelikli olduğunu anlatır mısınız?

**Başkan Barzani: Herhangi bir halkın ilerlemesinin koşulu bilgidir ve bilgi, eğitim olmadan, okul olmadan, üniversite olmadan gelişemez. Hatta Eylül Devrimi sırasında, şartlarımız çok zorken, uçakların bombardımanı altındayken bile, çocuklar mağaraların içinden bile olsa eğitim görmeye devam ettiler. Elbette eğitimin öneminin farkındayız. Eğitimli bir toplum ilerlemeye muktedirdir, cahil olanlar ise geri kalır.

*Bir isim vereceğim ve sizin hızlı tepkinizi görmek istiyorum, isim Başkan George W. Bush?

**Başkan Barzani: Başkan George Bush, hem kişisel olarak benim tarafımdan hem de genel olarak Kürt halkı tarafından büyük bir saygı ve hürmete sahiptir. O bizim için çok büyük bir dost ve biz onu takdir ediyoruz.

*Buraya geldiğimden beri sadece Kürtlerden değil, başka yerlerden buraya gelen insanlardan da duyduğum şeylerden biri Kürt kültürüdür. Herkes bana Kürt kültürünü seveceğini söylüyor. Buradaki insanlar harika. Kürt kültüründen bahseder misiniz?

**Başkan Barzani: Kürtlere siyaset, ticaret ve diğer alanlarda özgürce çalışma imkânı verilmediği için, yoğun bir şekilde kültüre yöneldiler. Bu alan bir bakıma diğerleri kadar kısıtlı olmasa da Kürtlerin kendilerine ait zengin bir kültürleri var aslında.

*Amerika'da ve özellikle Hollywood'da başarı hikayeleri çok seviliyor, ezileni ve mücadele etmek zorunda kalıp sonunda kazananı seviyorlar. Sizin hikayeniz de öyle. Çok zor zamanlar geçirdiniz, büyük zorluklar yaşadınız ama buna rağmen 2025 yılındayız ve büyük başarılara imza attınız. Geriye dönüp baktığımızda hikayenin zor olduğunu, ama şimdi ortaya harika bir hikaye çıktığını görüyoruz. Soru şu: Gelecek bundan sonra nereye gidiyor? Kürdistan'ın 10 veya 20 yıl sonra nerede olmasını umuyorsunuz?

**Başkan Barzani: Benim inancım, Kürtler için kendi kaderini tayin hakkının, diğer halklar için olduğu gibi, doğal bir hak olduğudur ve değişmezdir. Ben güçten yana değilim, ama Kürt halkının da diğer tüm halklar gibi bir gün özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşacağını kesinlikle umuyorum. On yıl sonra mı, yüz yıl sonra mı olacak, bilmiyorum. Bunu ancak Allah bilir.

*İnsan doğamız bazen varlığımızı yansıtır. Çok mütevazı olduğunuzu biliyorum, ancak Kürdistan'ın gelişmesinde temel bir rol oynadığınız ve Kürdistan'ın şu an ulaştığı noktaya, Kürdistan'ın ilerlediği koşullar altında ilerlemesine olanak sağladığınız açıktır. Bir ömür boyu yaptığınız çalışmaları düşündüğünüzde, Kürdistan'ın şu anda ulaştığı noktadan gurur veya memnuniyet duyuyor musunuz?

**Başkan Barzani: Size bir şey söylemek istiyorum: Hayatım boyunca pişman olabileceğim hiçbir şeyi, emin olmadan yapmadım. Pişman olacağım hiçbir şey yok. Ama eğer kişi geriye dönerse, daha önce bilseydi farklı davranabileceği çok şeyin olduğunu öğreniyor.

En güzel aşama.. Aslında Kürdistan halkının zalimlerin zulmünden kurtularak yeni bir fırsat yakaladığı ve bu duruma geldiği ayaklanma aşaması diyebilirim.. İşte en güzel aşama buydu. Ondan önce küçük yaşlarımda, 1958'de babam Rusya'dan veya Sovyetler Birliği'nden döndüğünde ve amcam Şeyh Ahmed hapisten çıktığında ve ailelerimizin tekrar Barzan bölgesine dönmesine izin verildiğinde, on ila on iki yaşlarındaydım. O da mutlu bir dönemdi ama o zamanlar yaşım küçüktü.